Ne olduk şimdi biz?
Bir kaçan ile bir kovalayan mı?
Bir seven ile bir sevilen mi?
Ya da bir sevilen ile bir seven mi?
Ne olduk şimdi biz?
Bir dost ile bir düşman mı?
Yoksa sadece,
Bir yastıkta kavga eden,
ederken de kocamayı başarabilen,
biribirlerini yazan,
iki kapı,
iki gelincik,
iki ay yüzü mü olduk?
Olduk galiba ne dersin?

Leave A Comment, Written on May 15th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

Gidişin olduğu gibi,
Gelişin de olsun diye,

bekliyorum.

Adım adım yürüyorum sana,

kış gezintilerindeki ağırlık ile,

Sana,
Yani varlığına ve yokluğuna,
Ve her soluk alışına,

bakışına,

soruşuna,

ruhuna,

sana,

Sana…

 

Temizlenebilir mi bıraktığım izler acaba,
Geçmişten yoğun,

Dopdolu bir küp ahengiyle salınırken,

Ben,

bir yolun öte ucundan başlamışım yürüyüşe,

Bilinmez durumların bilinir yordamıyla
Bakarak hep geriye,
Atmışım adımlarımı yola,
Yol, yıkılmış oysa.
Ben sana gelmek isterken çok yavaş ve narince,
Bir haykırış duymuşum senden bana,
Ve işte o zaman,

yüreğime vura vura,

düştün yine yola,

belki yeniden bir sona,

ama sana,

Sana…

 

Bir gün,

tam güneş doğar iken,

bakıverdim gizlice

bitmeyen nadasın hasat vaktine.

Bir gün,

günlerden yaz saati iken

ve aylardan doğum ayında,

Çıktı geldi gelmezlik.
Her yanı kan, her yanı revan,
Kayıp yönlerinin arasından bakıverdi,
Şaşkın, biçare,
Anlayamadı ne tarafı batı,

ne tarafı doğu,

Korkmamaktan bahsederken,

çıkageldi korku,

içine dolan titremeyle uyandı,

silkindi durdu

olduğu yerde

olmak için,

Sordu

gidip gelen düşüncelerin

yarım kalmış sorularını,

Ve girdabını bırakmak için şöyle bir kenara

oturdu.

Sinsice gelirdi o zalim oyunbozan.
Haberdar olmak için gelişinden,

hiç uyumadı, yoruldu,

ve vuruldu yaşam tarafından,

bir o yana, bir bu yana,

ama yine sana,

Sana…

 

Kimi zaman yazdığında,

hani o malum yok oluşları,

Yazdığı her satırın altında kalırdı,

Yaşamın çakıl taşlarını,

küçük düş damlalarını,

süt beyaz kıyafetin uzun,

ve güzel

ve umutlu tarafını,

Yaşardı kendi içinde

kendinden yana,

ama hep yana yana,

ama hep sana,

hep,

Sana…

 

Yastığı ıslaktı bazı garip gecelerde,
İçlice ve her şey uzaklaştığında,

bazen de soluk soluğa,

bembeyaz teniyle,

simsiyah geceye,

haykırır gibi yapardı yalnızlığa.

Oysa bu da diğerleri gibi,

yalpalayan bir yalandı bu hayatta,

Vakit dolunca çevirdi başını baktı o yana,

arayışı yine,

yine sana…

 

Her körün olmasa da

bazılarının okuduğu dudakları

toplardı bohçasında.

Dudaklardan dudak seçer,

aralarındaki konuşmaları dinler,

içinde senin adın geçiyor mu diye,

bakar dururdu kente,

1271 yılında,

adı sorulmaz uygarlığın,

sayısı yok askerlerinin seferlerini,

Ve o seferlerin nasıl olup ta

seni buraya taşıdığını,

Her yok oluştan daima

ve yeniden dirilen varlığını,

Bu bizi saran,
Bu bizi kavuran ateşin,

dolduruşuyla içinin her yanını,

seni yakışını,

seni alışını,

seni yok yere atışını düşünürdü.

Kalbin boşluktan medet ummazken,

senin yokluğa gidişin üzerdi onu,

Adını bile koyamadığın

o varlıktan kaçarken,

bırakıp gidemezdin bu kenti.

Bağlayanlar vardı seni bu kente,
Ve bu kenti de,

Sana…

 

İşte böyle uzun,

böylesine coşkulu olunca,

Her yanı titrerdi

suyun durmayan akışıyla,

Ve kim giderse onun yanında,
O haber salardı sana,
Gözlerine bakar dururdu her taşın altında,

her tepenin başında,

her nehrin akışında,

Arayışı buydu sana,

gündüzleri öten her baykuşun,

her kuğunun çığlığında,

Çayırlar boyu uzanmış menekşe

ve siyah güllerin sırlarında,

Ve en yüce kaf dağının,
En güzel Zümrüt-ü Anka kuşunda,
Bu büyük savaşın

bu en uzak ve en yakın cephesinin

en zor çatışmasında,

Silinen her yazıda,
Ve boyanmış her tabloda,
Dile gelmeyen şarkılarda,
Ve kurak kum dağlarının

gizli mağaralarında,

Yani dudaklarında,
Yeni, duru ve berrak huzurunda…
Ve varmak istediği içindeki,
Doyasıya sarılarak,

yine de asla doyamayarak,

Ne kadar koşturursa koştursun

hem daima vararak,

hem bir ömür boyu uzak,

Dönmek istediği yöndü bu,
Bir kere daha
Ve inatla ve inatla,

Sana…

Comments Off, Written on May 8th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

kentin baskısı kaldı bize
ve ışıkları trafiğin ya da kazası

oysa biz hep bir düş kazasında
yitirdik arkadaşlarımızı

karşıdan karşıya geçerken
eli bırakılan çocuklardık

o insan kalabalığındaki
son gülümsemesiydi annemizin

sonra hangi tarafa geçsek karşıda kaldık!

Zafer Ekin Karabay

Şiir buydu evet. Oysa biz hiç bir zaman “zorunda” olmadık. Biz hep seçtik.
Ben asla senin elini bırakmadım ki.
Her sabah elini tutuyorum,
Her aksam elin elimde uyuyorum.
Bir bilsen böyle ne güzel var oluyorum…

Comments Off, Written on April 29th, 2012 , Mavi Kablo

Comments Off, Written on April 25th, 2012 , Mavi Kablo, Müzik Tags:

Bekliyorum geleceğin günü sabırla,
O gün,
Sonsuzlukta da olsa…

Comments Off, Written on April 24th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

Sana bakınca,
Dünyam aydınlanıyor.
Neyleyim?

Comments Off, Written on April 18th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

Ya da belki bir ihtimal vardır,
Belki sanrılar bir anda yok olur da hani
Belki sarılırız.
Şimdi.

Sen orada bir adamın peşinde,
Hani belki bir anda,
Hani birdenbire,
Hani olur ya bir anda,
O bir anda…

Oysa,
O bir an için,
Bir anda soluğum olmayıverse de,
Hep yaşasam sende.

İşte böyle sevdiğim,
Yürekte.

Comments Off, Written on April 18th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

İki insanı gördülerse semada uçarken,
Bil ki bir anlamı vardır.
Ve gördülerse iki insanı uçarken semada,
Bil ki vardır bir anlamı.
Ve gördü isen iki insanı sen uçarken semada,
Anla ki,
Aşktır anlamı.

Comments Off, Written on April 18th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

Açılır deniz,
görünür derinler,
geriye bir ruh kalır,
bir de çiçek şehir.
Ve bir yüzebildiğin her nehir,
ve hissetiğin her şiir,
Berraklık bırakır ardında,
bir dolu kupa,
Ve içinden içerken sözcükleri doya doya,
Geriye düşüncende sadece,
Bir şehir kalır, bir de bendir.
Yani bu,
İzahı yalnız sen olan bir Sen’dir.
Yeni bir varoluşun ardından,
kavrayan Ben’dir.

Comments Off, Written on April 18th, 2012 , Mavi Kablo Tags:

Bu ilk vurulmam değil ki yürekten,
Belki son da olmayacak.
Her seferinde bu sefer farklı dedim,
Hepte farklı idi gerçekten.
Hep aynı kişi değildi nasılsa.
Hepte farklı idi.

Şimdi oturmuş bilgisayarımın başında bunları yazıyorum,
Ne çok şey değişti,
Önceleri telefon faturasını kafamdan atamadan yazardım,
Sonra internet faturası oldu ama pek düşünmez oldum.
Değişen çok şey var,
Değişmeyen şey ise halen yazıyorum.

Bir roman yazdım,
Gerçek oldu ve halen olmakta.
Bu kadarı olmaz yahu denilenler gerçekleşti.
Yazmıştım hepsini de.

Şimdi orada bir ki kişi,
Hem romana da yazmıştım,
tam da yazdığım gibi,
birden bire gitti.
Romana da yazmıştım 1998′de.
Aynı o şekilde gitti.

Geri, gelir mi?
Bakarsak romanın devamına,
gelecek.
Yapılacak başka şey var mı?
Bekleyeceğiz.
Sabır, iyidir.

Comments Off, Written on April 12th, 2012 , Mavi Kablo

Mavi Kablo is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

Mavi Kablo

Mavi Kablo'yu kesmekten korkmayanların Blogu